20 °C
Osman Ata ATAÇ
Osman Ata ATAÇ İŞLETMECİLİK SOHBETLERİ oaatac@gmail.com

Yeni icatlar

Eski köye yeni adet getirmenin hoş karşılanmadığı toplumumuzun en azından bir kesimi yeni şeyleri öğrenmekten, uygulamaktan bunları yapamadığı hallerde yeni şeylerin sohbetini yapmaktan kendini alamaz. Daha önce de yazmıştım neyin yeni neyin yeni olmadığı her zaman o kadar da açık değildir. Yapılan şey yeni, yapılış biçimi eski olabilir. Eski şeyler yeni yollarla yapılabilir nadiren de hem yapılan hem de yapılış biçimi yeni olabilir. Her neyse, iş hayatında yenilik diye sunulan şeylerin çoğunun aslında eskiden beri yapılan şeylerin başka yapılış biçimleri olduğunu yazıp duruyorum. Ben de karınca kararınca yenilik taraftarı olduğum için yeni bir şeyler söylemedim, bir icatta bulunmadım diye kendimi eleştiriyordum. O nedenle bu yazında bir yenilik önereyim diye niyetlendim.

Birincisi, yapay zekaya pratik bir yaklaşım. Ben insan zekasıyla teknolojiyi birleştirdim. Biliyorsunuz yapay zeka ileride her türlü iş yapma biçimini alt üs edecek bir çalışma sahası. İnsan beyninin yapabildiği algılama, öğrenme, değişik kavramları ilintileme, yorumlama, sonuç çıkarma, problem çözme gibi işleri yapabilecek bir makina. Bilim kurgu filmlerinin standart karakterlerinden olan robotlar bu tür yapay zekayla donatılmış makinalardır. Yapay zeka konusunda bir çok ilerleme kaydedildi. Ancak düşünen makina yapma konusunda daha epey yolumuz olduğu muhakkak çünkü yapay zeka inşası için kullanılan yöntemlerin hiç biri başarılı olamadı. Bazı ümit verici ilerlemeler var ve teknolojik atılımlar süper güçlü bilgisayarları çok ucuza herkes tarafından edinilebilir hale getirecek ama düşünen makinalar için daha vakit var.

Benim yeniliğim bu sorunu çözmeyecek ama o makinalar yapılana kadar makina ile insanı birleştirecek. Bu konuda bilgili olduğunu sandığım kızıma anlattım. Önerdiğim yenilik aslında çok basit. Madem ki sorularımıza cevap verecek makinalar yapamıyoruz neden makinaların bize verdiği iletişim olanaklarını sorularımıza cevap verecek insanları bulmak ve kullanmak için seferber etmeyelim. Diyelim ki işletmenizin bir sorusu var. Veya, bir konuda yorum istiyorsunuz. O konunun uzmanı da sizin şirketinizde yok. Bir danışman şirket veya danışman bulacaksınız. İyi de o da başlı başına bir iş. Arayacaksın, değerlendireceksin, bulup konuşacaksın.

Ama diyelim ki akla hayale gelen her konuda uzmanları bulabileceğiniz tek bir yer var. Siz sorunuza en iyi cevap verecek uzmanı bulacaksınız, anlaşacaksınız, işi yaptıracaksınız, değerlendireceksiniz, eğer beğenirseniz ödeme yapacaksınız. İşinizi gören kişiyi ne işe almanıza gerek var, ne bordro şişirmenize ne de uzun uzun aramanıza. Çin’den mançinden su altında sepet örmeden davul tozu ve minare gölgesine kadar her basit konuda uzman nerede varsa bulabileceksiniz, konuşabileceksiniz, anlaşabileceksiniz ve bunların hepsini çevrim içi yapacaksınız. Durun hemen “Yahu bunlar bilgisayarlara yüklenen uzman sistemlerin yapmaya çalıştığı işler. Bunun icat neresinde?” demeyin. Öyle işler var ki bunları makina zor ve büyük olasılıkla yanlış yapar. Bu tür işleri insanlara bırakmak gerekir. Söz gelimi hiç bilgisayara tercüme yaptırdınız mı? Türkçe hoş geldiniz anlamında eskiden çok kullanılan ‘sefalar getirdiniz’ sözcüğünü bilgisayar tercüme programı ‘you brought the chiefs-reisleri getirdiniz!!’ Diye çevirdi. Neyse bazı işleri insanlar hala daha doğru ve çok çabuk yapabiliyorlar. Benim icadım da bu. Basit işleri yarım yamalak yapacak makinalara bırakmak yerine insanlara iade edeceğim. Bu icadımdan dolayı kendi yanağımdan makas almak üzereyken high-tech iş kolunda çalışan kızım “Baba bu zaten var” diyerek keyfimi kedere çevirdi. Sonra da “Adı da mekanik Türk” diyerek bir Türk olarak bunu nasıl bilmezsin gibilerinden yarama tuz bastı.

Eğer bilmiyorsanız bu Mekanik Türk’ün hikayesini Tom Standage isimli yazarın olayı anlatan Mekanik Türk kitabından öğrenebilirsiniz. Mekanik Türk programını (MTurk) sunan Amazon şirketi bu ismi 1769 yılında karşısına çıkan tüm rakiplerini mat ederek Avrupa’yı şaşırtan satranç oynayan bir makina mucidi Macar asili Wolfgang von Kempelen’in makinasının adından almış. Mekanik Türk denilen satranç makinası aralarında Benjamin Franklin ve Napoleon Bonaparte’nin de bulunduğu satranç meraklılarını mat etmiş. Makina üstüne satranç tahtası çizilmiş bir kabine ve arkasına oturtulmuş, o zamanların Osmanlı kıyafetlerini andıran kıyafetler giydirilmiş gerçek boyutlarda tahtadan mamul bir mankenden ibaretmiş. Şüphecileri ikna için Kempelen kabinenin ön kapaklarını açıyor ve içerdeki dişlileri, yayları vs., gösteriyormuş. Ancak dişlilerin arkasındaki gizli bölmede saklanan satranç ustaları maharetle saklanmış. Tahtadan Türk’e ne yapması gerektiğini meğer kabinenin içinde saklanan satranç ustaları iletiyormuş. Yani, Kempelen’in mekanik Türk’ü bir göz boyamaydmış. Ancak Amazon’un mekanik Türkleri gizli falan değil. Onlar bir İnternet sayfasında. Bu uzmanlar makinalar için çok zor ama insanlar için çok kolay olan resim/video işlemleri, veri doğrulaması ve ayıklanması, bilgi derleme ve analiz gibi alanlarda basit işler için kullanılabiliyorlar. Merak edenler Mekanik Türklerin çalıştıkları alanları Amazon şirketinin Mekanik Türk programını tanıttığı https://www.mturk.com/worker sayfasından bakabilirler.

Bir ümit ile ikinci fikrimi anlattım. Artık perakendeci dükkanlarının çağa uygun hale gelmesi gerekir dedim. Kızım “Nasıl?” diyerek beni cesaretlendirdi. Ben de anlattım. Artık öyle tezgahtar, kasiyer falan uğraşmanın, sırada beklemenin zamanı geçti. Şimdi elimizdeki teknolojiyle dükkana girebilmeli, raftan istediğin ürünü alabilmeli, kasiyere filan gitmeden ücreti neyse ödeyebilmeli, işine bakabilmelisin.

Kızım “Baba o da var. Yapılıyor” dedi. Kim yapıyor diyerek sorduğumda öğrendim ki onu da Amazon yapıyormuş. Bre aman bu Amazon yoksa bana karşı mı? Üstelik bre bunlar internet üzerinden satış yapmıyorlar mıydı? Bu dükkan işi de nereden çıktı? Adamlar mağazayı yeniden mi icat ettiler? Diye sordum. Öyleymiş. Amazon’un dükkanınsa her şey bilgisayarlar tarafından yürütülüyor. Kimin geldiği, hangi raftan neyi aldığı takip ediliyor, alıcı mağazayı terk ederken de ne ile çıktığı saptanıp Amazon hesabına fatura ediliyor. Sizin anlayacağınız tezgahtar ve kasiyerlerin istikballeri de kararmış vaziyette.

Dükkanın adı Amazon Go. Peki ne mi satıyorlar? Mağazada taze hazırlanan kahvaltı, öğlen ve akşam yemekleri, abur cubur, ekmekten süte ve özel peynirlere ve gurme çikolatalara kadar her türlü yiyecek içecek. Müşteriler Amazonda bir hesap açtırıyorlar, ve Amazon Go isimli uygulamayı bedavaya telefonlarına yüklüyorlar. Hepsi bu. Sonra mağazaya girerken telefonunuzu kullanıyorsunuz. Hepsi bu. Ne alacaksanız alıyorsunuz. Yüklenip kapıdan çıkıyorsunuz. Amazon ne aldığınızı biliyor, faturayı çıkarıyor ve hesabınıza yüklüyor. Bir boş vaktinizde https://www.amazon.com/b?node=16008589011 Web sayfasına bir bakın.
Velhasıl-ı kelam, hülasa-ı meram (daha önce gençler için tercüme etmiştim sözün kısası fikrin özü demek) benim icatlarımı başkaları daha önce bulmuş. Kalbim kırıldı doğrusu. Niye bunları hep başkaları yapıyor da bizden çıkmıyor herhalde adamlar bizden daha tez canlı da ondan.

Sağlıcakla kalın

NOT: Velhasıl-ı kelam, hülasa-ı meram sözcüğünün İngilizcesini bilgisayar tercüme sayfaları Velhas-ı kalam, essay-ı meram??? Olarak veriyor ben MTurk’e soracağım bunun nesi İngilizce?.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.