12 °C
Volkan AKI
Volkan AKI İŞ'TEN SOHBETLER volkan.aki@dunya.com

Geleceğin iki büyük ekonomisi yaşlanma ve kişisel bakım olacak

Gelecekle ilgili öngörüler, senaryoların bize en büyük katkısı aslında iş fırsatlarını da ortaya koyması. Eskiye göre her şeyi tahmin etmek artık pek mümkün değil… Ama artık tahmin yerine paradigma değişimlerini takip etmek önemli hale geliyor. Bu kırılmalar bazen çok derin olabiliyor. İşte önümüzdeki 30 yıllık projeksiyona göre tüm stratejisini bir kenara bırakarak tamamen başka bir yöne dönen dünya devi Philips buna çok iyi bir örnek… Çünkü bazen değişime direnmek ya da radikal kararlardan kaçınmak bize kaybettirebiliyor. Kimi zaman senaryoyu tekrar yazmak için, cesaretli olmamız gerekebilir. Philips Türkiye'de birkaç ay önce ülke başkanı olan Haluk Karabatak ile Philips'i strateji değişikliğine iten bu güçlü trendleri ve Philips'in oyun planını konuştuk biraz… İpuçlarını iyi izlemek gerekli…

Aydınlatmadan da çıktı

Önce birkaç satır Haluk Karabatak'tan söz edelim… Bundan önce uzun yıllar ilaç sektörü tecrübesi var. Sağlık sektöründen olması yeni hedefler açısından şaşırtıcı değil… Uluslararası alanda çalışmış. En son görevi Pfizer'de Güneydoğu Avrupa Direktörlüğü… Balkan ülkeleri ağırlıklı olmak üzere 12 ülke ona bağlıymış. Türkiye'deki değişim döneminde bu göreve gelmiş. Süreci de anlamak açısından ondan dinleyelim: "Philips aydınlatma işinden de çıktı birkaç ay önce ve Türkiye'de yeniden yapılandı. İşte ben de o günlerde göreve geldim… Aydınlatmada artık az bir hissesi var ancak çoğunluk değil. Globalde yine Phillips operasyonunun içinde gözüküyor. Fakat yerelde tamamen ayrıyız… Benim için dışardaki herhangi bir şirketten farkı yok. Birbirimizle hiçbir ilişkimiz yok. Tabii çok yeni olduğu için orada arkadaşlarımız var. Ama operasyonel olarak hiçbir bağımız kalmadı."

Philips bunu niye yapıyor?

Tabii ilk sorum şu oluyor: Bu boyutta bir şirket olarak Philips bunu niye yapıyor? Haluk Karbatak'dan dinlemeye başlayalım: "Bunun başlangıcı aslında 4-5 yıl önceye dayanıyor. Philips önce TV işinden, ardından ses sistemlerinden çıkıyor. Philips 126 yıllık bir şirket. Türkiye'de de 87 yıldır var. Üst yönetim sağlık yönetimi ve teknolojisine yönelme kararı alıyor. Böyle bir vizyon belirleniyor. Philips'in geleceğini sağlık ihtiyaçları ve insanların daha iyi yaşamasını sağlayacak çözümlerle şekillendirelim diyor. Bunu yapmak için insan ve sermaye kaynaklarını buraya odaklıyor. Bunun dışındaki şirketlerini ve alanlarını da elinden çıkararak tamamen tüm kaynaklarını buraya aktarıyor. Bu çok doğru bir tespit aslında. Bugünkü sağlık araştırmaları da bunu gösteriyor… Öncelikle dünya nüfusu yaşlanıyor. Bizim nüfusumuz yaşlanmıyor zannediyoruz belki ama araştırmalar Türkiye nüfusunun da hızla yaşlandığını gösteriyor. 2035 yılına geldiğimizde çok ciddi bir yaşlanmış nüfusumuz olacak. İkincisi, bugün giderek daha fazla fark ettiğimiz sağlık sorunlarının büyümesi ve Alzheimer, Parkinson, kanser gibi hastalıkların giderek çoğalması… Tabii yaşlıların bakım sorunlarının ortaya çıkması…"

Yeni senaryolar oluşuyor

Buradan yeni senaryolara doğru geçiş yaparsak yaşlanma ve yeni iyi yaşam talepleri 2 ana trende yol açıyor. Haluk Karabatak şöyle anlatıyor: "Tüm bunlar bir toplumsal sorun olarak karşımızda dururken diğer tarafta bir de konunun sağlık ekonomisi tarafı var. Bunların harcamaları ve onları karşılayan sigorta sistemleri. Bugün 80 yaşındaki bir hastanın maliyeti, 40 yaşındaki bir hastanın maliyetinden 30 kat daha fazla… Bunun sağlık ekonomisi içinde oluşturduğu maliyeti düşünürseniz ki bu bütün ülkeler için geçerli, bunu ödeyen sağlık otoritesinin sürdürülebilir bir sistem yaratmak için bir çözüm bulması gerekiyor. Bu çözüm de teknolojinin daha etkin kullanımından geçiyor. İnsana dayalı sağlık sistemlerinden teknoloji ile desteklenmiş sağlık sistemlerine geçilmesini gerektiriyor. Birinci ana trend bu… Hastaların daha az doktora gitmesini sağlayacak evde bakımı kolaylaştıracak, hastaların hastanede geçirdikleri sürelerin azaltılmasına yönelik çözümlerin teknoloji ile birlikte sunulması…"

İkinci büyük trend

Peki diğer tarafta neler gelişiyor? "İkinci trend, bireylerin eğitimle beraber kendilerine ait kişisel bakımla ilgili hem taleplerinin hem farkındalıklarının artmaya başlaması… Yani kendimize daha çok vakit ayırmak, spor yapmak, kendimize daha çok özenmek, kişisel bakımın, iyi görünmenin trend haline dönüşmesi, yeni kuşakların bunu talep etmesi… Örneğin, beslenmeye daha fazla dikkat edilmesi gibi kendimize yönelmeyle ilgili farkındalığın artması en güçlü ikinci trend olacak. Philips'in bu alanlara dönmesinde bu iki önemli trend ve bunların büyüklüğü etkin oluyor. Tabii bunlarla birlikte daha etkin, daha kolay, daha zararsız tedavi ve korunma yöntemlerinin talep edilmeye başlanması var. Philips örneğin bugün daha az radyo aktif özellikli tanı sistemlerinin geliştirilmesi üzerine çalışıyor. Bu trendlere baktığınızda tıpkı enerji gibi, önümüzdeki 30 yılın en güçlü trendi sağlık alanında yapılacak işler. Philips bu vizyonla tüm odağını bu alana yöneltmeye karar verdi. Ama takdir edersiniz ki, 126 yıllık bir şirketten bahsediyoruz. Genlerinde ilk ampulü yapma, ilk dijital teknolojiyi geliştirme, ilk TV'yi, radyoyu yapma gibi başarılar var. İlk patenti 1905 yılında almış, 76 binden fazla patenti var. Böyle bir transatlantiği çevirmeye çalışıyorsunuz. Tabii bu da değişim yönetimini en önemli işlerden biri haline getiriyor. Hem globalde hem Türkiye'de yapmaya çalıştığımız, Philips'in yeni yolculuğu bu aslında…"

Philips sağlıkta güçlü oyuncu

Şunu soruyorum, bu alanda GE, Siemens gibi oyuncuların da olduğu aslında güçlü bir rekabet ortamı var. Philips burada kendisini nasıl konumluyor: "Philips belki hep TV gibi, ses cihazları gibi, marka olarak bu ürünlerle tüketiciler arasında çok tanındığı için farklı bir algı oluşuyor. Aslında bahsettiğiniz oyuncularla birlikte Philips 100 yıldır sağlık teknolojileri alanında çalışan ve dünyadaki medikal x-ray tüpünü, ilk ultrason cihazını ve pek çok yeniliği yapan şirket… Dolayısıyla baktığınızda Philips bu firmalarla rekabet halinde ve bazı alanlarda da lider. Ancak Philips'in çalışma alanları o kadar geniş ki, dışardan bakan bütün bu tabloda sağlık sektörünü yeterince tanımıyor. Yeni dönemde dönüştürülmesi gereken algılardan biri de bu olacak."

Sağlık döngüsü kavramı

Philips Türkiye Ülke Başkanı Haluk Karabatak, bazı kavramları şöyle açıyor: "Biz sağlık şirketi olacağız dediğimizde aslında bundan ötesini kastediyoruz. Adına 'sağlık döngüsü' dediğimiz bir kavramı getiriyoruz gündeme… Bu doğumdan ölüme insanların hayatlarına dokunabilen ürünler ve çözümler geliştirmek. Onların daha sağlıklı, daha iyi yaşamasını, kendilerini iyi hissetmelerini sağlayacak ürünler geliştirmek istiyoruz. Buradan şu anlaşılmasın: Philips büyük MR gibi cihazları üretecek ama kişisel aletlerden çıkacak. Hayır onlar da insanların daha iyi yaşamasını amaçlayan çözüm süreçlerinin bir parçası. Örneğin, obezite herkesin sorunu, bu açıdan yağsız kızartma makinesi üreten ilk şirketiz… Veya elektrik süpürgesi üretiyoruz ama bu aletler alerjenleri yüzde 90 oranında yok eden teknolojilere sahipler. Yani her şeyi sadece hastalıkla ilişkilendirmiyoruz; iyi yaşamak, sağlıklı yaşamakla ilişkilendiriyoruz. Yanı sıra uzaktan ateş ve tansiyon ölçmek, oksijen tüpünü kontrol etmek gibi pek çok çözüm olacak ilerde. Bizim de 'health watch'larımız var. Bunlar kaydeden cihazlar örneğin, akıllı tartılarımız var. Tüm Ar-Ge'yi bunlar için kullanıyoruz. Diğer alanlardan çektiğimiz kaynakları burada kullanıyoruz. Tüm bunların özelliği hepsinin 'connected', birbirine bağlı çözümler olması… Hem kendi aralarında hem hastane, doktorunuz ve gerekli tüm kişilerle verilerin paylaşıldığı, müdahale edilebildiği, sürekli takip edilebilir bir ortama doğru gidiyoruz."

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız. Daha önce üye olmadıysanız lütfen üye olunuz.
Giriş Yap Üye Ol!

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.