20 °C

'Türkiye, Avrupa’ya mal satmak isteyenlerin de üretim üssü olacak'

Ankara Sohbetleri'nin konuğu olan Makine İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Kutlu Karavelioğlu, üç krize rağmen her yıl makine ihracatı yüzde 15 artan Türkiye’nin sadece Avrupa değil, Avrupa’ya mal satmak isteyenlerin de üretim üssü olacağını söyledi.

'Türkiye, Avrupa’ya mal satmak isteyenlerin de üretim üssü olacak'

Yeşim ARDIÇ

Makine İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Kutlu Karavelioğlu, Türkiye’nin sadece Avrupa değil, Avrupa’ya mal satmak isteyenlerin de üretim üssü olacağını belirterek, dijital teknolojiyi kullanan makine imalatçısı için parlak bir dönemin geldiğini söyledi.

Ankara Sohbetleri'ne konuk olan Kutlu Karavelioğlu, Ankara Temsilcimiz Ferit Parlak’ın sorularını cevaplandırdı.

 -Dünya makine ticaretinde son durum nedir?

Dünya makine ihracatı 2 trilyon doların üzerinde. Bunun yarıdan fazlasını Çin, Almanya, ABD, Japonya ve İtalya yapıyor. Bu ticarette sadece ABD açık verirken, diğerleri 400 milyar dolara yakın fazla yaratıyor. Çin ve ABD arasındaki başlayan ticaret savaşının arka planında tüm imalat teknolojisini makine sektörünün geliştiriyor olması yatıyor.

Türkiye ithalatta 22’nci, ihracatta 29’uncu sırada. 2001’den beri yaşanılan 3 krize rağmen, ortalamada her yıl yüzde 15 ihracat artışı sağladık. 16 yılda makine ihracatımız 9’a katlandı, dünyada eşi görülmemiş bir performans gösterdik. Bu yılın ilk sekiz ayında yüzde 20 artışla 11.5 milyar dolara ulaştık. Sene sonu için hedefimizi 18 milyar dolar olarak belirlemiştik, bunu yakalayacağız. İhracatta, Brezilya 200 milyon dolar, Danimarka 300 milyon dolar üzerimizde ama bu sene ikisini de geçeceğiz. Ardından Vietnam ve Hindistan geliyor ki iki seneye kalmaz onları da ardımızda bırakırız. Dünya makine ihracatı ortalama yüzde 10 artarken, biz son üç yılda yüzde 20 artırıyoruz. Bunun yarısı miktar ama daha da önemlisi yarısı değer artışından geliyor.

Çin’in nasıl birinci sıraya yerleştiğini, bunun nelere mal olduğunu anlamazsak, bu stratejik hatayı telafi edebilmek için yapabileceklerini de kestiremeyiz. Batı Doğu’ya büyük pazar olduğu için gitmedi, ucuz olduğu için gitti. Çin’in başarısı sermaye ithal edebilmekten, yabancı imalatçılara büyük yatırımlar yapabilecekleri ekosistemi sağlamaktan kaynaklandı. Bugün gelinen noktada makine imalatçıları fuarlarında “Amerika’da üretilen makine al, Amerikan işçisinin ürettiği makineyi kullan” kampanyaları yapıyorlar. Trump’ın çabası da teknolojisini ülkesinde muhafaza edebilmek.

 -Türkiye’ye de kayma olabilir mi üretim yönüyle?

Türkiye AB’nin üretim yeri ve çok sayıda Avrupalı yatırımcı çekme kabiliyeti var. Geçeceğini bildiğimiz bu sıkıntılı siyasi ve ekonomik dönemin sonunda sadece Avrupa değil, Avrupa’ya mal satmak isteyen Çin ve Hindistan için de Türkiye önemli bir yatırım merkezi olacak. Dünya genelindeki korumacı politikalar bunun zeminini pekiştiriyor. Yatırım ve faaliyet ortamını iyileştirmek, yüzde 30’larda seyreden kayıt dışını düşürmek, piyasayı haksız rekabetten arındırmak, sermayedara güven telkin etmek ön koşul. 2001 yılında alınan tedbirler, bankacılık sektörünü güçlendirdi. Şimdi sanayi için tedbirler almak zamanı.

 -Makine sektöründe trendi değerlendirir misiniz?

Tüketim alışkanlıkları yönelişleri de şekillendiriyor. İnsanlar kişiselleşmiş ürünler tercih ediyor; farklı olmak istiyor. Bu da devasa ve hantal üretim tesisleri yerine, esnek, dinamik, hızlı tasarlayıp üreten daha küçük işletmelere ihtiyaç doğuruyor. Dijitalleşme arz ve talebin hızla buluşmasını sağlıyor, akıllı makinalar bu amaçla tasarlanıyor. Netice olarak, yüksek miktarlarda üretim yapan devasa yatırımlar handikaplı duruma düşmek üzereler. İleri ülkelerde bu dönüşüm sancılı olabilecektir. Doğu’ya yatırım yapmış ileri ülkeler de sorunlu. Tüketici hızlı teslimat istiyor, kendi tasarladığı ürün iki günde kapısına gelsin arzu ediyor. Bu yüzden kent çeperlerinde yerleşebilecek, birkaç konteyner büyüklüğünde, eklemeli üretim teknikleri kullanacak imalat modülleri üzerinde çalışılıyor. Makine sektöründe de durum böyle. Özel makineler üreten KOBİ’lerin öne çıkacağı bir devrin başındayız. Dijital teknolojileri kullanmayı hızla öğrenen Türk makine imalatçıları için parlak bir dönem geliyor.

 -Bu noktada Türkiye’nin ne yapması gerekiyor?

Bizim burada sıkıntımız elektronik ve yazılım. Bu alanda dışarıya bağlı kalırsak rekabet gücümüz zaafa uğrar. Batı’nın yazılımı ve elektroniğine bağımlı iken, Batı’nın makinesi ile rekabet edemezsin.

 -Türkiye’de yabancı yatırımcının durumu nedir?

Türkiye’de 900 milyon dolar toplam sermayeli 600 kadar yabancı makine imalatçısı var. Ortalama 1.5 milyon dolarla bir şirket kuruluyor. Dikkat ederseniz yabancılar da hep KOBİ’lere yatırım yapıyor. Mevcut yatırımlara gelen fonlar veya ortaklar bunun dışında. Genellikle özel maksatlı makineleri Türkiye’de üretmek peşindeler. Bu bizim de istediğimiz bir durum, istihdamı daha yüksek, öğretici yanı daha fazla. Yerli sermaye güçlensin de makine sektörüne yatırım yapsın diye bekleyecek zamanımız yok. Hızla yabancı sermaye çekecek hale gelmemiz lazım.

 -Geliştirmemiz gereken alt sektörler hangileri?

İlk 7 ayda 17 milyar dolarlık makine ithal edilmiş, yazık. Yıkama kurutma, klima, soğutma, gıda, kazanlar, tarım makinaları pozitif veriyor. Motorlarda, tekstil makinaları ve rulmanlarda hak ettiğimiz yerde değiliz henüz. İthalatın büyük kısmının yapıldığı büro makinaları ile kağıt ve matbaa makinalarında zayıfız. İthalata bağımlı deniliyor bizim sektör için, tam tersi. Katma değeri en yüksek imalat sektörü. Bir başka potansiyelimiz, komponent ihracatındaki kabiliyetimizin nihai ürüne doğru kayacak olması.

 -Devletin desteği ne ölçüde?

Son dönemde devlet makine sektörünü somut biçimde destekler durumda, bu aslında bütün imalat sektörlerini desteklemek demek, bu bilinç kamuoyunda oluştu. Eksiğimiz çok elbette ama hiç bu kadar desteklenmediğimizi söylemeyi de bir borç biliyorum. Bunun karşılığını vereceğiz. Şimdi bir başka ihtiyacı daha giderme zamanı, o da sanayicimizin yerli makine kullanması. Teknolojilerini bizimle birlikte geliştirsinler, bünyelerinde kalsın. Teknolojiyi satınalmakla başedemezler, her aldıkları makine kısa zamanda eskimiş olacaktır. Devlet bunun için bile teşvik veriyor sanayicimize, bundan istifade etsinler. Bizim en büyük pazarımız AB ve ABD, makinalarımızın yüzde 60’ı onların sanayicilerine gidiyor, hem de en pahalıları, neden bu kadar çok ithalat yapıyoruz, burada bir yanlışlık yok mu?

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.